Balkan Wars 1912-1913: a documentary

In 2013, I made a translation for Cem Fakir’s Balkan Harbi 1912-1913 documentary. I transcribed what Vasilis Nikoltsios was saying in Greek, and then translated it into Turkish. I didn’t prepare the subtitles though, i.e. I didn’t cut the whole into shorter pieces that would be timed to fit available time (which of course involves some serious editing).

You can find that part of the documentary here, on YouTube. Below, you’ll find my translation; for some reason (maybe I put it in a different file and can’t find it right now?), the first fragment is absent from both my Greek transcript and my Turkish translation.

2.

1821 devrimi müteakip Güney Yunanistan’ın kurtuluşundan sonra, Yunan nüfusu bulunan, Yunanistan’a ait olan başka toprakların olduğu, bunların da kurtulmaları gerektiğine dair genel bir his vardı. Bu durum, 1870’teki Bulgar Eksarhhane’sinin kuruluşundan sonra çok daha acil oldu: Makedonya’ya, Yunan halkını Bulgar tarafına dönüştürmeye çalışan [Bulgarlaştırmaya çalışan] silahlı Bulgarlar, bildiğimiz komiteciler, inmeye başladı. 1904’te başlayan ve 1908’de, Jön Türk devrimiyle, sona eren Makedonya Mücadelesi, Makedonya sakinlerinin düşüncesini Yunan tutmaya, Makedonya’nın Yunan ordusu tarafından kurtuluşunu hazırlamaya başardı.

3.

Makedonya, olağanüstü zengin, Yunan sakinlerle dolu bir topraktı. Makedonya, Yunan nüfusuyla dolu, özgür Yunan devletinin, o zamanki özgür Yunan devletinin ilhak etmek özellikle istediği bir bölgeydi. Demin söylediğim gibi, Makedonya Mücadelesi süresince, komitecilerin Makedonya’ya inişi yüzünden, durum iyi değildi. Fakat, Jön Türk devriminden sonra, Makedonya’da Yunanlar ile Bulgarlar arasındaki çarpışmalar sona erdi; bir taraftan Makedonya Yunanistan tarafından fethedilmedi, ama Yunan Makedonya savaşçıları [Makedonomahi] Makedonya sakinlerinin Yunan ruhlarını yüzde yüz Yunan tutmaya başardı.

4.

Eylül sonlarında, Hıristiyan devletler arasındaki anlaşmaların imzalandıktan sonra, bütün Hıristiyan devletlerde ve Türk ordusunda seferberlik emirleri verildi; herkes, biraz sonra başlayacak olan savaş için hazırdı. 5 Ekim’de Yunanistan Türkiye’ye karşı savaş ilan etti. Yunan ordusu iki bölüme ayrıldı: Epir Ordusu ve Teselya Ordusu. Teselya Ordusu’nun ana hedefi Selanik’e doğru ilerlemekti. İlk ve en önemli muharebe, Sarandaporo muharebesi oldu. Sarandaporo, Türk ordusu tarafından çok iyi tahkim edilmiş bir bölgeydi; Yunanlılar, iki gün süren çatışmalardan sonra onu işgal etmeyi başardı. Sarandaporo’dan sonra, Katerini, Veria [Karaferye], Nausa’nın kurtuluşunun yolu açıldı. Selanik yolunda bir sonraki engel, Yannitsa’ydı [Yenice-i Vardar]. Türk general Hasan Tahsin paşa, Katerini ve Siroz’dan toplayabildiği askerî kuvvetleri ve ihtiyat kuvvetlerini Yannitsa yakınlarında bir tepede topladı ve Selanik için orada savunmaya karar verdi. Yannitsa muharebesi iki gün sürdü ve Yunanlılar ikinci günde, kasaturalarını bile kullanarak, Yannitsa’ya girmeyi başarırken, Türk ordusu artık Selanik’e doğru geri çekildi ve başka hiçbir direniş gösteremiyordu.

5.

Hasan Tahsin paşa Selanik için Yannitsa’da savaşmaya karar vermişti. Yannitsa’dan sonra, Türk ordusu, aç ve morali çok bozukken, Selanik’e doğru geri çekildi. Selanik’te 27.000 Türk er ve yaklaşık 1.000 Türk subay vardı. Moralleri iyi değildi, levazım iyi değildi, Türk asker için erzak yoktu, Türk asker için durum hiç iyi değildi. Aksine, Selanik’e yaklaşan Yunan ordusunun, Yunan tümenlerin morali çok iyi durumdaydı, Türk askerden çok daha kalabalıktı, ve Selanik’i bir yada iki gün içinde çok kolayca işgal edebilirlerdi. Bu şartlarda, Hasan Tahsin paşa, Yunanlılar’la Selanik’in teslimini müzakere etmeye karar verdi. Böylece aynı zamanda Selanik’te bulunan yabancı konsolasların – Rus, İngiliz, Fransız, Avusturyalı konsolusun – baskısına da boyun eğiyordu: onların [Selanik’te] kendi vatandaşları vardı ve şehrin mahvedilmesini istemiyorlardı. Aynı zamanda şehrin içine, Yunan ordusu tarafından ve daha çok Bulgar ordusu tarafından işgal edilen topraklardan gelen, yaklaşık 60.000 Müslüman muhacir de akın etmişti. Şehrin içinde durum çok zordu ve şehri işgal etmek için şehrin içinde yapılacak herhangi bir çatışma sakinler ve muhacirler için çok ciddi bir problem yaratacaktı. Binlerce insan, şehrin sakinleri ve muhacirler öldürülecekti ve mutlaka Türk asker de [öldürülecekti]. Durum daha da kötüydü, çünkü Selanik’e çok güçlü Bulgar yedinci tümen, Rila tümeni yaklaşıyordu ve şehirden 15-20 kilometrelik bir mesafedeydi. Yunan tümenlerin ve Bulgar tümenin en çok iki gün içinde Selanik’i işgal edeceğini, ama Türk asker için ve – muhacirlerin gelmesinden dolayı çoğu artık Müslüman olan – Selanik’in sakinleri için kayıpların çok çok kötü olacağını anlamak zor değil. O yüzden, Hasan Tahsin paşa, baskılardan sonra ve Yunan ordusunun başkomutanlığını yapan veliaht prens Konstantinos’a önerdiği ilk şartların reddedilişinden sonra, sonunda, 26 Ekim akşamı, Konak’ta, Selanik’in teslimini imzalamak zorunda kalır.

6.

Ertesi gün, Hasan Tahsin paşayı iki Bulgar subaydan oluşan Bulgar bir heyet ziyaret etti ve kendisinden Yunanlılar’la imzaladığı aynı protokolü Bulgarlar’la da imzalamasını istedi. Hasan Tahsin paşa, tek bir Selanik’im vardı onu da Yunanlılar’a teslim ettim diyerek, reddetti: “günlerdir Yunanlılar’la savaşıyorum, geçtiğimiz günlerde Yunanlılar’la savaşıyorum, muharebede Yunanlılar tarafından yenildim ve şehri Yunanlılar’a teslim ettim. Selanik’i Bulgarlar’a teslim etmek için hiç bir nedenim yok.” Bulgarlar ona baskı kurmaya çalıştılar, bağırmaya başladılar, ve sonra, boşuna, ona rüşvet vermeye çalıştılar. Yunan tarafında Hasan Tahsin paşa hakkında çok iyi bir hissin olmasının da nedeni buydu, budur belki. Zira Bulgarlar’la aynı protokolü imzalasaydı, Selanik artık hem Yunan hem Bulgar olurdu, Bulgar ordusu tarafından zaten işgal edilmiş olan bütün Doğu Makedonya’da durum çok farklı olurdu, ve ikinci Balkan savaşının patlak verip vermeyeceğinden hiç emin olamayız. Malumdur çünkü: Bulgarlar en çok Selanik’i işgal etmek istiyordu; 1870’den beri ve Makedonya Mücadelesi döneminden beri hedefleri buydu.

7.

Epir Ordusu’nun yegane amacı Bizani’nin işgali ve Yanya’nın kurtuluşuydu. Bizani, doğal olarak müstahkem bir mevkiydi; onu işgal etmeyi zorlarştıran bir neden daha, Alman bir askeri heyet tarafından çok iyi bir şekilde organize edilmiş olmasıydı. 1912 Kışı boyunca, Yunan ve Bulgar ordularının yıpranışı, kayıpları, çok fazlaydı. Fakat, Selanik’in işgal edilmesinden sonra, bazı Yunan tümenler, Bizani’nin işgalini hızlandırmak amacıyla, Epir’e nakledildi. Onlarla birlikte veliaht Konstantinos da gidip Teselya ordusunun da başkomutanı görevini üstlendi; yavaş yavaş, Yunan ordusunun düzenli hareketleriyle, Bizani’yi tecrit etmeye başlayıp onu bütün iletişimden mahrum bıraktı. Sonunda, onu tecrit etmeyi başardığında, Türk komutan, general Esat paşa, onu teslim etmek zorunda kaldı. Şunu da ekleyelim: Esat paşa, Konstantinos ile Berlin harp akademisinde sınıf arkadaşıydı ve iki adam birbirini çok iyi tanıyordu. Bizani’nin teslim edilişinden sonra, Yanya yolu artık serbestti. 22 Şubat 1913’te Yunan ordusu Yanya’ya kurtarıcı olarak girdi.

8.

Birinci Balkan savaşı sona erdikten sonra, Bulgaristan memnun değildi. Bulgarlar’ın ana hedefi Selanik’in işgaliydi, ve onu başaramadılar. O yüzden, Haziran ortasında Bulgar ordusu Yunan ve Sırp ordularına saldırdı; Balkan devletlerinin en güçlü ordusu olduğunu düşünüyordu, fakat Yunan ve Sırp ordularının çok yüksek moralini ve açtığı çok geniş cepheyi hesaba katmıyordu. Bulgar ordusu Lahana tepelerinde ve Kilkis [Kılkış] önündeki tepelerinde tahkim olmuştu. 19, 20 ve 21 Haziran’da, Kilkis ve Lahana’da üç gün süren çok kanlı bir muharebeden sonra, Yunan ordusu Bulgar ordusunu kovmayı başardı ve takip eden iki günlük Doirani [Doyran] muharebesinden sonra Strimon [Struma] nehrini de kapsayan bölge kurtarıldı. Bulgar ordusu, savaşarak, Kresna boğazlarına doğru geri çekildi; bu boğazların çıkışında çok kanlı muharebeler oldu, ikinci Balkan savaşının en kanlı muharebeleri. Biraz sonra, birkaç gün sonra, Yunan ve Bulgar orduları arasında, Doğu Makedonya’nın kurtuluşuna yol açan ateşkeş imzalandı: onu [ateşkeşi] takip eden Bükreş anlaşmasından sonra, sonunda Makedonya’nın en büyük bölümü, Epir’in en büyük bölümü, Doğu Ege adaları ve o ana kadar bağımsız olan Girit Yunan egemenliğine girdi.

9.

Savaşların kurbanları, elbette savaşı evleri ve tarlaları içinde hissetmiş olan sakinlerdir. Makedonya’da, sınırların değişiminden sonra, halklar, yavaş yavaş kendilerine dostça olan topraklara doğru yer değiştirmeye başladı. Selanik’e mülteciler, Yunan mülteciler gelmeye başladı, ve Bulgarlar, Müslümanlar, Türkler, Türk tarafına doğru gitmeye, evlerini terk edip kendilerine daha dostça olan topraklarda yeni bir vatan aramaya başladı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s